Kılıçtan Taç (Zaman Çarkı Serisi 7. Kitap - Ciltli)
ZAMAN ÇARKI SERİSİ BÜYÜK BİR HEYECANLA DEVAM EDİYOR...
Elayne ve Aviendha, Ebou Dar’da, Karanlık Varlık’ın hava koşulları üzerindeki etkisini yok edebilecek Rüzgarlar Çanağı’nı arıyor. Mat eski dostlarına yardımcı olmak için, kendi bildiği şekilde çabalamaya devam ediyor. Rand’ın hedefi, Illian’a çöreklenmiş olan Sammael. Bir yandan aklını kaybetmediğine kendini ikna etmeye çalışırken, diğer yandan Yenidendoğan Ejder olarak görevlerini yerine getirmeye çalışıyor. Min’in görüleri, karanlığa karşı savaşta Gölge’nin baskın çıktığını söylüyor. Moiraine’in yardımı olmadan savaş kazanılabilir mi? Eski dostların kaybedilmesi, yeni dostların kazanılmasıyla sürmekte olan bir savaş bu.
“Masallar külliyen yalan, mitolojiyse gerçekmiş hissi veren başka bir çeşit yalandır. Sevimli, güzel, yararlı yalanlardır bunlar; bir kızın sevişmeye giderken annesine söylediği bu gece kız arkadaşımda kalacağım yalanı gibi… Fantastik ise, düpedüz doğrudur. Gerçeğin arka planıdır sadece, aynanın sır'sız yüzüdür. Yalan gibi görünmesi ondan. Yiğit Değer Bengi'nin öyküleri ne masalsı, ne mitolojik, ne de fantastik. Daha da ileri gidebiliriz; bu öyküler gerçeğin ta dibi! İster taş devrinde, ister Ortaçağ'ın karanlığında, ister günümüzün pis, isli dünyasında yaşasın, hiç fark etmez. İnsanın gerçekliğe çarptıkça çıkardığı tok sesi duydum bu öykülerde. Sarsılmam ondan. Az buz değil, katlanılmaz derecede tok bir ses bu. Yani her okuyana çalım atacak güçte öyküler bunlar. Çünkü gerçek, bütün gerçekliğiyle gözler önüne serilmiş, mitoloji, masal, fantastik gibi öğeler ise, gerçekleri yola koşmak için kırbaç niyetine kullanılmış... 2000'li yıllar, gerçeğin kan-ter içinde yola koşulduğu, ciddi ciddi kırbaçlandığı yıllar olarak geçecek edebiyat tarihine. Kırbacı elinde tutanlardan biri de Yiğit işte…” –Altay Öktem
“Bengi, bizi salt bir hayal gücünün ve sağlam bir tarih bilincinin yaratabildiği zengin bir dünyanın içine duyarlılıkla yerleştiriyor, adeta bağlıyor.” –Giovanni Scognamillo
Yazar, soğuk, acımasız ve kaba gerçekliği zamandan azade geçişlerin huzuruyla ılıtıp sunuyor. Kendine özgü bir dil kurma yolculuğu da denebilecek öyküler bunlar. Bir yol. Çift başlı kartal yolu.” –Sadık Yemni
“Çift Başlı Kartal öyküleri, tarihsel anlatı, mitoloji ve zengin bir hayal gücüyle yoğrulmuş, ustalıkla yazılmış öyküler. Bengi, edebiyatımızda az yürünen bir yolda, cesaretle ilerliyor.” –Barış Müstecaplıoğlu
Ancak acı çeken birinin başkaları için üzülme hakkı olduğuna inanırım. Çiler İlhan'ın yaşamı bir düş gibi görme hakkı olduğuna, muhayyilemizin şimdiye dek girmediğimiz kuytularına bizi çağıran bu şaşırtıcı 'öykü'lerini okuyunca inandım. Yazmanın sürekli bir yenileme ve yenilenme olduğunu İlhan bize yeniden duyuruyor. Favorim, 6. sulh ceza mahkemesi… Öykü vadisinde bir çığır bu.” –Sadık Yalsızuçanlar
“Kaba gerçekliğin düz ayak, çok çiğnenmiş, rengi kaçmış, tadı yavanlaşmış ana yollarından sapan öyküler. Kenara, köşeye, dibe bucağa sinmiş bizden türemişsilerin üzerine ışık tutan bir hayal gücü. Rüya Tacirleri Odası'nın sahibesi Çiler İlhan, fıkır fıkır elegeçmez soyutu uçurtma yapıp hayal penceresinden okurların göğüne salıyor. Kullandığı ip kıvrak dili. Düşleri çöplüğü boylamaktan kurtaracak kışkırtıcı öyküler...” –Sadık Yemni
“Bir varmış, bir yokmuş Çiler İlhan yola koyulmuş Cebinde kelime, dilinde mucize Bakalım ne düşecek düşünüze!” –Gündüz Vassaf
Uygarlık tarihi biraz da aşkların tarihidir. Kadınla erkeğin, sevenle sevilenin, âşıkla maşukun tarihi... Ama insanlık tarihi gibi, aşkların tarihi de dikensiz gül bahçesi değildir. Kahkahalar ve buselerle olduğu kadar, acılar ve gözyaşlarıyla da işlenmiş bir kanaviçedir bu... Yaşandığı döneme ilişkin ipucu verir ve dönüp bakınca insana güzel gelir. Bu kitapta geçtiğimiz asra damgasını vuran aşk hikâyeleri var. Kimi meşhur olmuş, kimi unutulmuş, kimi efsanevi, kimi berduş aşklar bunlar... Mustafa Kemal ve Latife Hanım’dan, Enver Paşa ve Naciye Sultan’a, Adnan Menderes ve Ayhan Aydan’dan, Nâzım’la Piraye’ye, Bedri Rahmi-Eren Eyüboğlu’dan, Yüksel Menderes ve İpek Kramer’e, Yılmaz-Fatoş Güney'den, Yıldız Kenter ve Şükran Güngör’e, Melih Kibar ve Çiğdem Talu’dan, Selahattin Pınar’la Afife Jale’ye...
Bir dönem Türkiye’yi sarsan gönül maceraları... Bir başka deyişle "Yüzyılın Aşkları..." (Arka Kapak)